Anasayfa › Web Tasarım
Web Tasarım
Web tasarım çalışmamız ziyaretçinin ilk on saniyesinden yola çıkar: doğru yerde miyim, burada ne var, nasıl ulaşırım sorularına ilk ekranda cevap veren siteler kurarız.
Web Tasarım Ziyaretçinin İlk On Saniyede Sorduğu Üç Soruya Nasıl Cevap Verir?
Sitenize giren biri ilk on saniyede kendi kendine üç soru sorar: burada ne yapılıyor, bu benim işime yarar mı, istersem nasıl ulaşırım? Cevapları ekranı kaydırmadan bulursa kalır; bulamazsa çıkar ve listedeki öteki sonuca yönelir. Web tasarım, renklere ve yazı tipine gelmeden önce bu üç sorunun cevabını ilk ekrana yerleştirme işidir; gerisi bu iskeletin üzerine giydirilir.
Birinci sorunun cevabı tek bir cümledir ve sayfanın en büyük yazısı olmalıdır. “Yılların tecrübesi” ya da “Kalitede öncü” bir cevap değildir; “Keşan ve çevresinde mutfak dolabı üretimi ve montajı” bir cevaptır. Cümlenin yanındaki fotoğraf da aynı şeyi söylemelidir: hazır görsel arşivinden alınmış, el sıkışan iki kişi yerine kendi atölyeniz, kendi ürününüz, kendi ekibiniz.
İkinci soru “bana uygun mu?” sorusudur ve cevabı çoğu zaman yer ile zamandır. Hangi ilçelere hizmet veriyorsunuz, hafta sonu açık mısınız, yalnızca toptan mı satıyorsunuz, yoksa tek ürün de veriyor musunuz? Trakya Üniversitesi öğrencisi için “öğrenciye uygun fiyat”, yazlığı Enez’de olan biri için “sahil bölgesine servis” satırı, kalmak ile çıkmak arasındaki farkı yaratır.
Üçüncü soru “nasıl ulaşırım?” sorusudur. Telefon numarası, yol tarifi ve mesaj düğmesi ilk ekranda, başparmağın rahatça uzanacağı yerde durmalıdır. Numarayı sayfanın en altına küçük harflerle yazmak ziyaretçiyi aranmaya zorlar. Düğmenin üzerinde ne olacağı da yazmalıdır: “Hemen arayın”, “Yol tarifi alın”. İletişim sayfasına gitmek zorunda kalan herkes fazladan bir adım atmış olur ve her fazladan adımda ziyaretçilerin bir bölümü yarı yolda vazgeçer.
Bu üç cevabın telefonda görünmesi gerekir, çünkü ziyaretçilerin birçoğu sitenizi küçük ekranda açar. Bilgisayarda geniş bir fotoğrafın yanında duran cümle, telefonda fotoğrafın altına düşer ve ekranın dışında kalır. Sayfayı önce telefon ekranına göre kurup sonra büyük ekrana genişletmek bu nedenle daha sağlıklıdır. Geç açılan bir ilk ekran ise üç sorudan hiçbirine cevap veremeden terk edilir.
Mevcut sitenizin bu sınavı geçip geçmediğini kendiniz deneyebilirsiniz: sitenizi hiç görmemiş birine telefonunuzu verin ve on saniye sonra geri alın. Ne yaptığınızı, kime hitap ettiğinizi ve size nasıl ulaşılacağını söyleyebiliyor mu? Ücretsiz site kontrolü sırasında aynı denemeyi biz de yaparız. Web tasarım çalışmasına gerek olup olmadığını, kontrol sonucunda bu üç cevaba bakarak söyleriz.
İçerik Hazır Değilken Çizilen Bir Sayfa Neden Sonradan Dağılır?
Çizim çoğu zaman boş kutularla başlar: şuraya bir başlık, buraya üç satır yazı, yanına bir fotoğraf. Kutular örnek metinle doldurulur ve sayfa bu hâliyle çok şık görünür. Sonra gerçek içerik gelir. Başlık üç satır tutar, yazı on beş satıra uzar, fotoğraf dikey çekilmiştir. Kutular taşar, hizalar bozulur ve o şık sayfa kimsenin içine sinmeyen bir yamaya dönüşür.
Bunun çaresi sırayı tersine çevirmektir: önce ne anlatılacağı belirlenir, sonra o anlatıya uygun sayfa çizilir. Üç hizmeti olan işletme ile otuz ürünü olan işletmenin anasayfası aynı iskelete oturmaz. Uzun açıklama gerektiren bir iş ile tek fotoğrafın yettiği bir iş de öyle. Sayfanın biçimini içerik belirler; tersi olduğunda içerik kırpılır ve anlatılması gereken şey eksik kalır.
Sizden istenenler bellidir ve çoğu zaten elinizdedir. Sunduğunuz her hizmet ve sattığınız her ürün grubu için birkaç cümle: ne olduğu, kime uygun olduğu, fiyatın neye göre değiştiği. Müşterilerinizin en sık sorduğu sorular ve verdiğiniz cevaplar. İşyerinizin, ürünlerinizin ve bitirdiğiniz işlerin fotoğrafları. Adres, telefon, çalışma saatleri ve varsa belgeleriniz. Bunları düzgün cümlelere dökmek sizin işiniz değildir; not hâlinde vermeniz yeter.
Yazı, tasarım ve yazılım bizde tek ekibin işidir; bu sayede notlarınız önce metne dönüşür, sayfa o metne göre çizilir, yazılım da çizime göre kurulur. Bu üç işi üç ayrı yerden aldığınızda herkes bir öncekini bekler: tasarımcı yazıyı, yazılımcı tasarımı, siz de hepsini. Arada kaybolan her günün faturası ise hep aynı yere, sitenin yayın tarihine çıkar.
Fotoğraf, içeriğin en çok ertelenen parçasıdır. “Şimdilik hazır görsel koyalım, sonra değiştiririz” denir ve o görseller yıllarca yerinde kalır. Oysa bir şarküterinin kendi tezgâhı, hiçbir hazır görselin veremeyeceği bir güven verir. Profesyonel çekim her zaman şart değildir; gün ışığında, toplu bir arka planla ve yatay tutulan bir telefonla çekilmiş kareler pek çok sayfa için yeterlidir.
İçerik hazır olmadan başlanan işlerde yayın günü sürekli ertelenir, çünkü herkes bir başkasından bir şey bekler. Bu yüzden web tasarım sürecinde ilk konuşulacak konu renkler değil, sayfa listesi ve her sayfada ne anlatılacağıdır. Ayın başında verdiğimiz yazılı iş listesinde sizden beklenenler de yer alır; böylece kimin neyi beklediği en baştan görünür ve gecikmenin nedeni sonradan aranmaz.
Form, Arama ve WhatsApp Düğmelerinin Gerçekten Çalıştığı Nasıl Sınanır?
Bir sitenin işe yarayıp yaramadığı sonunda tek bir yerde belli olur: ziyaretçi size ulaşabildi mi? Form, arama düğmesi ve WhatsApp düğmesi sitenin asıl iş gören parçalarıdır; ama en az denenen yerleri de onlardır. Site teslim alınırken herkes renklere ve fotoğraflara bakar, formu doldurup göndermek kimsenin aklına gelmez. Aksaklık haftalar sonra, “neden kimse yazmıyor” diye sorulduğunda fark edilir.
Formda sınanacak ilk şey mesajın nereye gittiğidir. Gönderilen mesaj hangi e-posta adresine düşüyor, o adrese hâlâ bakan biri var mı, mesaj gereksiz klasörüne mi gidiyor? İkincisi, gönderen kişinin ne gördüğüdür: “mesajınız alındı” yazısı çıkıyor mu, yoksa sayfa sessizce yenileniyor mu? Üçüncüsü uzunluktur; ad, telefon ve kısa bir not dışındaki her zorunlu alan, formu yarıda bıraktırır.
Arama düğmesinde sınanacak şey, dokunulduğunda telefonun arama ekranının açılıp açılmadığıdır. Numara yalnızca yazı olarak konmuşsa ziyaretçi onu ezberleyip tuşlamak zorunda kalır. Numaranın kendisi de denenmelidir: değişmiş bir sabit hat, mesai dışında kimsenin açmadığı bir numara ya da yanlış yazılmış tek bir rakam, düğmenin arkasındaki bütün emeği boşa çıkarır. Yol tarifi düğmesi için de aynısı geçerlidir: dokununca harita uygulaması doğru noktayı göstermelidir.
WhatsApp düğmesi doğru kurulduğunda ziyaretçiyi hazır bir cümleyle karşılar: “Merhaba, sitenizden yazıyorum.” Böylece mesajın nereden geldiğini siz de bilirsiniz. Düğmenin bağlı olduğu numara işletme hattı olmalı, o hatta gün içinde biri bakmalıdır. Numara ülke koduyla birlikte yazılmalıdır; kod eksikse düğme hiç açılmayabilir, sınırın ötesinden yabancı hatla gelen ziyaretçi de arama düğmesinden size ulaşamaz.
Bu sınama bir kez yapılıp bırakılmaz. Düğmeler farklı telefonlarda, farklı tarayıcılarda ve sitenin her sayfasında ayrı ayrı denenir; anasayfada çalışan düğme hizmet sayfasında başka bir öğenin altında kalmış olabilir. Sitede yapılan her güncellemeden sonra deneme yinelenir. En sağlam yöntem aynı zamanda en basit olandır: kendi sitenize ayda bir kez müşteri gibi yazın.
Çalıştığından emin olduktan sonra saymak gerekir. Hangi düğmeye kaç kez dokunulduğu, kaç formun gönderildiği kayıt altına alınabilir ve ay sonu raporunda yer alır. Web tasarım, bu sayılar bilinmeden değerlendirilemez: çok beğenilen bir sayfa hiç mesaj getirmiyorsa sorun görünüşte değil, düğmenin yerinde, üzerindeki yazıda ya da arkasındaki ayardadır. Rakam, tartışmayı beğeniden çıkarıp sonuca taşır.
Yayın Gününden Sonra Fiyatı ve Duyuruyu Kim Güncelleyecek?
Site yayına girdiği gün doğrudur. Bir ay sonra fiyatınız değişir, üç ay sonra yeni bir ürün gelir, bayramda çalışma saatleriniz farklı olur. Bu değişikliklerin siteye kim tarafından ve ne kadar sürede işleneceği baştan konuşulmamışsa site yavaş yavaş eskir ve kimse bunun farkına varmaz. Geçen yılın kampanyasını hâlâ anasayfasında taşıyan bir site, ziyaretçiye işletmenin açık olup olmadığını sordurur.
İki yol vardır ve ikisi birlikte de yürür. Birincisinde güncellemeleri siz yaparsınız: site, yazı yazmayı bilen herkesin kullanabileceği bir yönetim paneliyle teslim edilir; fiyatı, saati, fotoğrafı ve duyuruyu oradan değiştirirsiniz. İkincisinde değişikliği bir mesajla bize bildirirsiniz, biz işleriz. Hangi işin hangi yoldan gideceğini o işin ne sıklıkta yapıldığı ve sizin ayırabileceğiniz zaman belirler.
Sık değişen ve bekletilemeyen bilgiler sizin elinizde olmalıdır: çalışma saatleri, kapalı olduğunuz günler, tükenen ürün, günün duyurusu. Kırkpınar haftasında saatlerinizi uzattıysanız bunu siteye yazmak için kimseyi beklememelisiniz. Bayram arifesinde erken kapatacaksanız da öyle. Bu alanlar panelde ayrı ve yalın tutulur; yanlış bir yere dokunup sayfanın düzenini bozma korkusu duymadan, birkaç dokunuşla, telefondan da değiştirilebilmelidir.
Yapıya dokunan işler ise bize bırakılmalıdır: yeni bir sayfa türü, menünün değişmesi, form alanları, yazılım ve eklenti güncellemeleri, yedekler. Bunlar seyrek yapılır ama yanlış yapıldığında siteyi bozar. Yeni bir hizmet sayfası eklemek de bu gruba girer; çünkü sayfanın başlığı, adresi ve öteki sayfalarla bağlantıları aramadaki yerini belirler ve özenle kurulmalıdır. Yanlış kurulan bir sayfayı sonradan düzeltmek, baştan doğru kurmaktan daha zordur.
Asıl soru araç değil, kişidir. İşletmede siteye bakacak biri belli mi? Bu çoğu zaman sahibin kendisi değil, ön büroda ya da muhasebede çalışan ve bilgisayarla arası iyi olan biridir. O kişi işten ayrıldığında bilgi de onunla gitmemelidir; panelin şifresi, kısa bir kullanım notu ve aksaklıkta kime haber verileceği yazılı olarak işletmede durmalıdır.
Güncelliği korumanın en kolay yolu, onu takvime bağlamaktır. Ayda bir kez sitenizi baştan sona gezmek ve değişen her bilgiyi not etmek kısa bir zamanınızı alır ama yanlış bilgiyle kaybedilecek müşteriyi önler. Web tasarım işi yayın günü bitmiş sayılmaz; bizimle çalışmayı sürdüren işletmelerde bu gözden geçirme ayın yazılı iş listesine girer, yapılan değişiklikler de ay sonu raporunda görünür.
Beğendiğim bir sitenin benzerini isteyebilir miyim?
Beğendiğiniz yanlarını söylemeniz işimizi kolaylaştırır: düzeni mi, renkleri mi, sadeliği mi? Birebir kopyası ise ne doğru ne yararlıdır; çünkü o sayfa başka bir işletmenin içeriğine göre çizilmiştir ve sizin anlatacaklarınıza uymaz.
İlk ekrana hem arama hem WhatsApp düğmesi koymak fazla olur mu?
Olmaz. Kimi müşteri konuşmayı, kimi yazmayı seçer; ikisine de yol açmak gerekir. Fazla olan, yan yana dizilmiş beş altı düğmedir. Seçenek çoğaldıkça ziyaretçi hangisine basacağını düşünür ve çoğu zaman hiçbirine basmaz.
Anasayfaya kayan büyük görseller koymak doğru mu?
Çoğunlukla hayır. Ziyaretçi genellikle yalnızca ilk görseli görür; ötekiler sayfayı ağırlaştırmaktan başka işe yaramaz. Tek ve güçlü bir fotoğraf ile ne yaptığınızı söyleyen açık bir cümle, art arda kayan görsellerden daha çok iş görür.
Formdan gelen mesaj bana ulaşmazsa bunu nasıl fark ederim?
Kendiniz denemeden fark edemezsiniz; tehlikesi de budur. Ayda bir kez formu başka bir adresle doldurup gönderin. Gönderilen her mesajın site panelinde de saklanması istenebilir; böylece e-posta ulaşmasa bile kayıt kaybolmaz.