Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, her sayfaya tek bir görev verip başlığını, açıklamasını ve sayfalar arasındaki bağlantıları o göreve göre kurma işidir.
Site İçi SEO Her Sayfaya Neden Tek Bir İş Verir?
Bir sayfadan aynı anda üç iş isterseniz hiçbirini iyi yapamaz. Badem ezmesi, meyve sabunu ve Edirne peyniri satan bir dükkânın “Ürünlerimiz” adlı tek sayfasını düşünün: üç ürün de aynı sayfada birkaç satırla geçiştirilmiş. Badem ezmesi arayan kişi için bu sayfa yeterince badem ezmesi sayfası değildir; sabun arayan için de öyle. Site içi SEO, her sayfaya tek ve açık bir iş vermekle başlar.
İş derken kastettiğimiz şey, sayfanın cevap vereceği tek bir aramadır. Sayfayı açan kişi daha ilk satırlarda “doğru yere geldim” diyebilmelidir. Bunun için başlık, giriş cümlesi, fotoğraf ve sayfanın sonundaki çağrı aynı konuyu söyler. Konu dışı her paragraf, ne kadar iyi yazılmış olursa olsun, sayfanın işini bulandırır ve kendine ait bir sayfaya taşınmayı bekler.
Madalyonun öteki yüzünde aynı işe koşulmuş birden fazla sayfa vardır. Yıllar içinde açılmış “hizmetlerimiz”, “neler yapıyoruz” ve “çözümlerimiz” sayfaları aynı şeyi üç ayrı adreste anlatıyorsa arama motoru hangisini göstereceğini seçmekte zorlanır ve üçü de hak ettiği yere çıkamaz. Çare, en iyisini seçip ötekilerin işe yarar bölümlerini ona taşımak ve eski adresleri ona yönlendirmektir.
Bu yüzden işe metin yazarak değil, liste çıkararak başlarız. Sitenizdeki her sayfanın karşısına tek bir cümle yazılır: bu sayfa kime, hangi soruda cevap veriyor? Cümlesi yazılamayan sayfa ya gereksizdir ya da ikiye bölünmelidir. Aynı cümleyi paylaşan iki sayfa birleştirilir. Listenin sonunda hangi işin sahipsiz kaldığı, yani hangi sayfanın hiç açılmamış olduğu da ortaya çıkar.
Birkaç ilçeye hizmet veren işletmelerde aynı kural yer adları için de geçerlidir. Keşan, Uzunköprü ve İpsala için yalnızca ilçe adı değiştirilmiş üç sayfa açmak iş bölümü değil, çoğaltmadır. Her ilçe sayfasının kendine ait bir bilgisi olmalıdır: oraya hangi gün gidildiği, teslimatın nasıl yapıldığı, oradaki müşterilerin en çok neyi sorduğu. Anlatacak ayrı bir şey yoksa tek sayfa yeter.
Tek iş kuralı sayfa sayısını artırmanın bahanesi değildir; kimi sitede sayfa eklenir, kiminde azaltılır. Ücretsiz site kontrolü sırasında bu listeyi kabaca çıkarır, hangi sayfaların işinin belirsiz olduğunu gösteririz. Site içi SEO çalışması, kontrol sonucunda ortaya çıkan bu tabloya göre planlanır; ayın yazılı iş listesinde her sayfa kendi adıyla ve yapılacak işiyle birlikte yer alır.
Arayan Kişi Sonuç Listesinde Sizin Satırınıza Neden Tıklasın?
Arama yapan kişinin önüne alt alta sonuçlar dizilir ve hepsi aynı kalıptadır: tıklanabilir bir başlık, altında bir iki satırlık açıklama. Kişi sitenizi henüz görmemiştir; fotoğraflarınızı da fiyatınızı da bilmez. Elindeki tek bilgi sizin satırınızdır ve hemen üstünde, hemen altında rakiplerinizinki durur. Tıklayıp tıklamayacağına birkaç saniye içinde karar verir; sayfanıza verilen bütün emek o karara bağlıdır.
Pek çok sitede bu satırlar kendiliğinden oluşmuştur. Başlıkta yalnızca “Anasayfa” ya da işletmenin adı yazar; açıklama ise sayfanın tepesinden rastgele kesilmiş bir parçadır ve sıklıkla menüdeki kelimelerle ya da çerez uyarısıyla başlar. Böyle bir satır arayana hiçbir şey söylemez. İşletmenizi zaten tanıyan kişi tıklar; tanımayan, yani asıl kazanmak istediğiniz müşteri, bir alttaki sonuca geçer.
İyi bir başlık üç şeyi sırayla söyler: ne sunduğunuzu, nerede sunduğunuzu ve kim olduğunuzu. “Tava Ciğeri ve Ev Yemekleri, Saraçlar Caddesi” diye başlayan bir başlık, arayanın sorusunu ilk kelimede karşılar. Başlığın ekranda görünen uzunluğu sınırlıdır; fazlası üç noktayla kesilir. Bu yüzden en önemli kelime başa yazılır, işletmenin adı sona bırakılır. Adınızı arayan sizi zaten bulur; başlık sizi tanımayanlar içindir.
Açıklama satırı başlığın bıraktığı yerden devam eder ve arayana tıklaması için bir neden verir: çalışma saatleri, teslimat bölgesi, fiyat aralığı ya da sizi ötekilerden ayıran bir ayrıntı. Burası süslü tanıtım cümlelerinin değil, somut bilginin yeridir. “Kaliteli hizmetin adresi” yerine “Pazar günleri açık, çevre ilçelere aynı gün teslimat” yazmak aynı yeri kaplar ama çok daha fazlasını söyler.
Her sayfanın satırı kendine özgü olmalıdır. Bütün sayfalarda aynı başlığın yinelenmesi sık gördüğümüz ve kolay giderilen bir eksiktir; arama motoru aynı satırı taşıyan sayfaları birbirinden ayıramaz. Bir kural daha vardır: satırda verilen söz sayfada tutulmalıdır. Başlıkta fiyat vaat edip sayfada fiyat göstermeyen site tıklamayı alır ama ziyaretçiyi hemen kaybeder; üstelik aynı kişi bir sonraki aramasında o satıra yeniden güvenmez.
Site içi SEO kapsamında her sayfanın başlığını ve açıklamasını tek tek yeniden yazarız. Yazdıklarımızın karşılığı arama kayıtlarında görülür: satırınız kaç kez gösterildi, kaç kez tıklandı? Ay sonu raporunda bu iki rakamı sayfa sayfa veririz. Sıkça gösterildiği hâlde tıklanmayan bir satır, yeniden yazılması gerektiğini kendiliğinden söyler; bir sonraki ayın listesine o girer.
Bir Sayfadan Ötekine Verilen Bağlantı Ziyaretçiye Yolu Nasıl Tarif Eder?
Şehre ilk kez gelen birine yol tarif ederken “çarşıdan çıkın, köprüyü geçince sağda kalıyor” dersiniz; eline bir harita tutuşturup uzaklaşmazsınız. Sitenizdeki bağlantılar da ziyaretçiye böyle yol tarif eder. Bir sayfayı okuyan kişinin aklına gelecek bir sonraki soru aşağı yukarı bellidir ve o sorunun cevabına götüren bağlantı, tam o cümlenin içinde, sorunun doğduğu yerde durmalıdır.
Menü sitenin haritasıdır; her şeyi gösterir ama kimseye özel bir şey söylemez. Metnin içindeki bağlantı ise kişiye özeldir. Düğün yemeği fiyatlarını okuyan birine “salonun fotoğraflarına bakın” diyen bağlantı, onu menüde aranmaktan kurtarır ve bir sonraki sorusunu o sormadan cevaplar. Ziyaretçi sayfadan sayfaya bu tariflerle ilerledikçe sitede daha uzun kalır, aradığını bulur ve sizi aramaya bir adım daha yaklaşır.
Arama motoru da aynı tarifleri izler. Sitenin içinden bir sayfayı gösteren bağlantılar çoğaldıkça ve yerini buldukça, o sayfanın önemli olduğu sonucuna varır. Anasayfadan tek tıklamayla ulaşılan hizmet sayfası ile ancak dört tıklamayla bulunan sayfa aynı ağırlıkta değerlendirilmez. Size en çok iş getiren sayfalar, sitenin en kolay ulaşılan sayfaları olmalıdır; derine gömülen sayfa geride kalır.
Bağlantının üzerine yazılan söz, tarifin kendisidir. “Buraya tıklayın” ya da “devamı” yazan bir bağlantı nereye götürdüğünü söylemez. “Toptan fiyat listesi” yazan bağlantı ise hem okura hem arama motoruna hedefi açıkça bildirir. Her bağlantıyı aynı kelimelerle yazmak da doğru değildir; gündelik konuşmada aynı yeri her seferinde aynı cümleyle tarif etmezsiniz, sitede de etmemelisiniz.
Tarifin kötüsü, çıkmaz sokağa götürendir. Silinmiş bir sayfaya giden bağlantı ziyaretçiyi “bulunamadı” yazısıyla baş başa bırakır. Hiçbir yere bağlantı vermeyen sayfa da bir çıkmazdır: okuyan kişi sonuna gelir ve gidecek yer bulamaz. Her sayfanın sonunda en az bir sonraki adım gösterilmelidir; ilgili bir hizmet, fiyat listesi ya da doğrudan iletişim bilgisi bu işi görür.
Bu düzeni kurarken önce bir döküm çıkarılır: hangi sayfa kaç bağlantı alıyor, hangisi hiç almıyor, hangi bağlantı boşa çıkıyor? Site içi SEO içinde gözden en kolay kaçan, buna karşılık etkisi çoğu zaman en erken fark edilen bölüm budur, çünkü yeni bir metin yazmayı gerektirmez; var olan sayfalar arasındaki yolları açmak yeterlidir. Dökümün kaba hâlini ücretsiz site kontrolü sırasında çıkarır, size gösteririz.
İkinci Dilde Bir Sayfa Ne Zaman İşe Yarar, Ne Zaman Yük Olur?
Kapıkule ve İpsala üzerinden hafta sonları günübirlik alışverişe gelen ziyaretçiler, gidecekleri yeri çoğu zaman yola çıkmadan önce kendi dillerinde arar. Türkçe yazılmış bir sayfa bu aramada ya hiç görünmez ya da otomatik çeviriyle, eksik ve yer yer yanlış biçimde görünür. İkinci dilde bir sayfa açmak bu müşteriye ulaşmanın yoludur; ancak her işletme için doğru karar değildir.
Karar için üç soru sorulur. Müşterileriniz arasında o dili konuşanlar gerçekten var mı, yoksa olabileceğini mi düşünüyorsunuz? O dilde yazan ya da arayan birine cevap verebilecek biri işyerinizde bulunuyor mu? Sunduğunuz şey sınırın ötesinden gelen biri için anlam taşıyor mu? Market, giyim mağazası, lokanta, diş kliniği ve otel için cevap çoğunlukla evettir; yerel bir tesisat ustası için hayırdır.
Cevaplar olumsuzsa ikinci dil yük olur. Yarım çevrilmiş, güncellenmeyen bir yabancı dil bölümü siteyi büyütür ama değer katmaz; fiyat Türkçe sayfada değişir, öteki dilde eski hâliyle kalır. Yabancı dilde yazıp cevap alamayan müşteri de hayal kırıklığıyla ayrılır. Bakımını üstlenemeyeceğiniz bir dili açmaktansa hiç açmamak hem daha dürüst hem daha az masraflı bir tercihtir.
Karar olumluysa doğrusu bütün siteyi çevirmek değil, gerekli sayfaları o dilde yeniden yazmaktır. Pek çok işletme için üç dört sayfa yeter: ne sattığınız, nerede olduğunuz ve nasıl gelineceği, çalışma saatleri, ödeme seçenekleri. Bu sayfalar kelime kelime çevrilmez; o dilde arayan kişinin kullandığı sözcüklerle ve onun sorduğu sorulara göre baştan kurulur. Az ama özenli sayfa, çevrilmiş koca bir siteden çok iş görür.
Arama motoruna hangi sayfanın hangi dilde olduğunu bildiren küçük bir işaret de eklenir. Bu işaret sayesinde Bulgarca arayan kişiye Bulgarca sayfa, Türkçe arayana Türkçe sayfa gösterilir ve iki sayfa birbirinin kopyası sayılmaz. Her dilin kendi adresi olur; sayfalar arasında geçişi sağlayan dil düğmesi de ziyaretçinin kolayca göreceği bir yere, genellikle sayfanın tepesine yerleştirilir.
Yazı, tasarım ve yazılım bizde tek ekibin işi olduğu için ikinci dil sayfası metniyle, düğmesiyle ve arkadaki işaretiyle birlikte hazırlanır. Site içi SEO planına bu sayfaları ancak kontrol sonucunda gerçek bir karşılığı görünüyorsa ekleriz. Arama kayıtlarınızda yabancı dilde yapılmış aramalar varsa bu, kararı kolaylaştıran en somut işarettir; yoksa önceliği Türkçe sayfalara veririz.
İki sayfam aynı aramada görünüyor, hangisini bırakmalıyım?
Daha çok tıklanan ve konuyu daha eksiksiz anlatan sayfayı bırakın. Öteki sayfanın işe yarar bölümlerini ona taşıyın, eski adresi de yenisine yönlendirin. Böylece iki sayfanın birikimi tek adreste toplanır.
Açıklama satırını ben yazdım ama Google başka bir cümle gösteriyor, neden?
Arama motoru, yazılan aramaya sayfadaki başka bir cümlenin daha iyi cevap verdiğini düşünürse onu gösterebilir. Bu bir hata değildir. Yine de açıklamayı yazmak gerekir; pek çok aramada sizin yazdığınız satır kullanılır.
Bir sayfaya çok fazla bağlantı koymak zarar verir mi?
Okuru yoran her şey zarar verir. Her cümlesi altı çizili bir metin, hangi bağlantının önemli olduğunu gizler. Ölçü basittir: bağlantı, okuyan kişinin o anda aklına gelebilecek bir soruya götürüyorsa yerindedir.
Sayfa adresinde Türkçe harf kullanmak sorun yaratır mı?
Adres çalışır, ama kopyalanıp paylaşıldığında anlamsız işaretlere dönüşebilir. Bu yüzden adreslerde ç, ğ, ı, ö, ş ve ü yerine c, g, i, o, s ve u yazmak yaygın ve güvenli bir alışkanlıktır. Başlıkta ise Türkçe harfler olduğu gibi kalır.